DEĞERLENDİRME: ANAYASA MAHKEMESİ’NİN MUNZAM ZARAR KARARI

Hukuki Makale

DEĞERLENDİRME: ANAYASA MAHKEMESİ’NİN MUNZAM ZARAR KARARI

17/11/2025 Yargı Gündemi

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, uzun süren yargılamalar sonunda alacağını tahsil eden ancak bu süreçte alacağı enflasyon karşısında eriyen bir başvurucunun talebini haklı buldu. Yüksek Mahkeme, mevcut hukuki yolların (temerrüt faizi ve munzam zarar davası) enflasyon kaynaklı değer kaybını karşılamada yetersiz kaldığına ve bu durumun mülkiyet hakkıyla bağlantılı “etkili başvuru hakkını” ihlal ettiğine hükmetti. Bu karar, benzer durumdaki binlerce dosyayı etkileyecek bir “pilot karar” niteliği taşıyor.

Olayın Geçmişi: 10 Yıl Süren Hukuk Mücadelesi

AYM’nin önüne gelen dosya, bir vatandaşın özel bir bankadan olan konut finansman kredisi kaynaklı alacağıyla ilgiliydi.

Başvurucu, 2010 yılında banka aleyhine 48.854 TL’lik asıl alacak için icra takibi başlattı. Banka takibe itiraz edince süreç durdu ve başvurucu “itirazın iptali” davası açtı. Yargılama sonunda mahkeme, başvurucuyu haklı bularak takibin devamına ve asıl alacağa yıllık %9 temerrüt faizi uygulanmasına karar verdi. Karar, yaklaşık 10 yıl sonra kesinleşti. Banka, faiz ve diğer masraflarla birlikte toplam 119.114,76 TL ödeme yaptı.

Ancak başvurucu, geçen 10 yıllık sürede Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle, ödenen yasal faizin alacağının gerçek değer kaybını karşılamadığını belirtti. Bu gerekçeyle, Borçlar Kanunu’nun 122. maddesine dayanarak “munzam zarar” (aşkın zarar/ek zarar) talebiyle 100.000 TL’lik yeni bir dava açtı. Tüketici mahkemesi bu davayı reddetti ve karar istinaf ile temyiz aşamalarından geçerek kesinleşti.

Başvurucu, alacağının enflasyon karşısında erimesine rağmen zararının tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

AYM’nin Değerlendirmesi: Yasal Faiz Enflasyon Karşısında Yetersiz

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirmede mevcut yasal düzenlemelerin enflasyonist dönemlerde alacaklıyı korumada yetersiz kaldığını tespit etti:

AYM, Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine (mülkiyet hakkı, etkili başvuru hakkı) atıfta bulunarak, devletin “özel hukuk kişileri arasındaki alacakların enflasyon karşısında uğrayacağı önemli ölçüdeki değer kayıplarını giderecek hukuki altyapı ve mekanizmaları oluşturma sorumluluğu” olduğunu vurguladı.

Yüksek Mahkeme’ye göre, alacaklının alacağını geç tahsil etmesi durumunda enflasyon kaybının giderilmemesi, borçlunun borcunu “gerçek değerinin altında” ödemesine yol açmaktadır. Bu durum, taraflar arasındaki adil dengeyi alacaklı aleyhine bozmakta ve alacaklıya ölçüsüz bir külfet yüklemektedir.

Mahkeme, faiz oranları hakkında temel mevzuat olan 3095 sayılı Kanun inceledi. Bu kanunun amacının enflasyonun yarattığı sorunları gidermek olduğunu ancak kanundaki faiz oranlarının enflasyon oranlarıyla bir bağlantısının kurulmadığını belirtti. Somut olayda da uygulanan yıllık %9’luk faizin, gerçekleşen enflasyon oranlarının çok altında kaldığı ve alacağın değer kaybına uğramasının “açık” olduğu tespit edildi. Dolayısıyla hak ihlaline yol açan kilit noktanın faiz düzenlemesinin yetersizliği Mahkeme tarafından bu bağlamda ortaya konmuştur.

Kritik Tespit: “Munzam Zarar” Davası Etkili Bir Yol Değil

AYM’nin kararındaki en kritik nokta, “munzam zarar” (enflasyon farkı) davalarına ilişkin değerlendirmesidir:

Mahkeme, Borçlar Kanunu’ndaki “munzam zarar” (m. 122) maddesinin, bu tür kayıpları gidermek için bir yol olarak denendiğini belirtti.

Ancak Yargıtay içtihatlarının bu konuda istikrarlı olmadığını; bazı kararların enflasyon olgusunu zararın ispatı için yeterli gördüğünü, ancak bazı kararların ise enflasyon etkisi dışında somut bir zarar ispatı aradığını ve bu nedenle davaları reddettiğini vurguladı.

Bu tutarsızlık nedeniyle AYM, “munzam zarar davasının alacakların enflasyon karşısında değer kaybının tazmin edilmesini güvence altına almadığı” sonucuna vardı.

Sonuç olarak, hukuk sisteminde başvurucunun zararını giderecek “etkili bir hukuk yolunun bulunmadığına” kanaat getirildi.

Kararın Sonuçları ve “Pilot Karar” Anlamı

Anayasa Mahkemesi, açıkladığı bu gerekçelerle başvurucunun mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Bu kararın “pilot karar” usulüyle verilmiş olması ise büyük önem taşımaktadır. Pilot karar, AYM’nin tespit ettiği ihlalin sadece o başvurucuya özgü olmadığını, kanunlardan veya uygulamadan kaynaklanan yapısal bir sorun olduğunu gösterir.

Bu kararla AYM, aslında yasama organına (TBMM) bir mesaj vermektedir: “Mevcut yasal düzenlemeler (faiz oranları ve munzam zarar davaları), yüksek enflasyon dönemlerinde alacaklıların mülkiyet hakkını korumada yetersiz kalmaktadır. Bu yapısal sorunu çözmek için yeni bir yasal düzenleme yapılmalıdır.”

Bu karar, benzer şekilde alacağını geç tahsil eden ve enflasyon nedeniyle mağdur olan binlerce kişi için emsal niteliğindedir ve yasal altyapıda yeni düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Av. Salih ÖZGÜNEŞ

Scroll to Top
Call Now Button